Showing posts with label sayı 2. Show all posts
Showing posts with label sayı 2. Show all posts

Saturday, June 28, 2008

Khalid Zighari ile Söyleşi- Yıldız Ramazanoğlu














Gerçeği Yakalayıp Zamanı Durdurmak


Khalid Zighari ile Temmuz ayında Sefer Turan’ın yardımıyla ve desteğiyle Kudüs’te tanıştım. Bir akşam bizi Mescid-i Aksa’dan aldı ve ailesini ziyarete gittik. Bilgisayar mühendisi eşinin misafirperverliğinin eşlik ettiği sıcak ortamda Arapça İngilizce karışık bir sohbet gerçekleştirdik. Kayıt cihazım olmadığından söyleşiyi internet üzerinden yapmaya karar verdik. Geceyi Ramallah’a geçip Yaser Arafat’ın karargâhını ziyaret ederek değerlendirdik. İngilizce hazırladığım sorulara Arapça cevaplar gelince de tercüme işini CNN Türk dış haberler servisinden değerli arkadaşımız Furkan torlak üstlendi. Sefer Turan’a ve Furkan Torlak’a teşekkür ederim.


Bütün dünyada Kudüs fotoğrafçısı olarak tanınıyorsunuz. Bu bölgede yaşanan acı tatlı herşeyi fotoğrafladınız. Birçok olaya tanıklık ettiniz. Sizin gözünüzden Filistin’de yaşananlar tam olarak nasıl tanımlanabilir, burada neler oluyor?



Gün geçtikçe acıların arttığını, tekrarlandığını ve genişlediğini görüyorum. Filistinliler aşağılanıyor; küçük düşürülüyor; toprakları çalınıyor; özgürlük, yaşam, ibadet, sağlık, eğitim ve ulaşım hakkı ellerinden alınıyor. Böylesine bir beyin yıkama ve bir milleti yok etme çabalarına insanlık bir başka dönemde şahit olmamıştır.

Bugün için Filistin’de, özellikle de Kudüs’te eş yani hayat ortağı seçme hakkı bile, sevmek de dâhil özel bir konu değil! Bilakis devlet güvenliğini ilgilendiren bir mesele! Devlet, kimliğini onaylamak gerektiğini ileri sürerek sizin eşinizin kim olacağına da karar veriyor.

Nasıl bir müdahale bu?! Ramallah’tan bir kız sevmenin zorluklarından sözetmiştiniz önceki sohbetimizde. Bunu biraz açar mısınız?Buradaki mevcut statünüz nedir? Nasıl bir bedel ödüyorsunuz bu aşk için?


Eğer kadın Filistin kimliği taşıyorsa ve eşi olarak da siz İsrail kimliği taşıyorsanız, Kudüs’te yaşamanız ve onun size eş olması çok zor. Yani onunla Kudüs’te bir evde yaşayamazsınız. 67 yılında işgal edilmiş Filistin kentlerinde de yaşayamazsınız. Böylece aile parçalanır. Siz ve çocuklarınız Kudüs’te kalırsınız ve İsrail kimliği taşırsınız; eşinizse 67 yılında işgal edilen Batı Şeria kentlerine sürülerek uzaklaştırılır.

Tabi hükümet ve iç güvenlik kurumları eşinize İsrail kimliği verirse aynı evde yaşayabilirsiniz. Bunun dışında İsrail güvenlik birimlerinin onayını almadan sevmek zordur, acı vericidir.

Bu yalnızca bir örnek, sözü uzatmak istemiyorum. Birçok farklı sorunlarımız var. Özellikle de Kudüs kentinde… Yahudiler bu kenti on yıllardır Yahudileştirmeye çalışıyor ve gün geçtikçe de bu politikalarında başarılı oluyorlar. Kutsal toprakların halkını sıkıştırıyorlar. Böylece buradaki Filistinlileri Batı Şeria içlerine göç etmeye zorluyorlar. Amaçları Kudüs’ün sadece kendilerine kalması…


Mesleğinizi yazarak da yapabilirdiniz. Haberleri yazıyla da geçebilirdiniz. Fotoğraflamanın sizdeki karşılığı nedir? Nasıl yöneldiniz bu işe? Yazıyla fotoğrafı karşılaştırmanızı istesek ne söylersiniz?


Kaliteli ve ibret dolu bir resim, olayın kalbinde, hayatın tehlikeli olduğu bir anda ve iki savaşçının arasındaki ateş hattında yakalanır. Eğer iyice yakın değilseniz etkili ve ifade gücü yüksek bir fotoğrafı yakalayamazsınız. Bizde durum böyleyken bir de uzaktan fotoğraf çeken yahut gözleri silahtaki barutla kararmadan, kulakları kurşun sesleriyle sağır olmadan, gaza boğulmadan, sopalanmadan, aşağılanmadan, tutuklanmadan, vurulmadan yazan kimsenin halini düşünün!

Bir Çin atasözünde dendiği gibi “bir resim bin kelimeden değerlidir”. Resim tek başına yeterlidir ama kelimeler yeterli değildir. Resimde göz ve görme dili dışında herhangi bir dile ihtiyacınız olmaz. Resim daha çarpıcıdır; daha hızlıdır; daha dakiktir ve genellikle her şeyi ifade ettiği için kelimeden daha iyidir.

Büyük fotoğraf ustası Bresson fotoğraf çekmek, insanın aklını gözünü ve yüreğini aynı hizaya getirmesidir der, bir de zamanı belgelemek sanki.


Doğru. Filistin’de olaylar çok hızlı ve etkileyici biçimde gelişiyor. Basın organlarının olayları belgelemesi ve tüm boyutlarıyla yansıtabilmesi lazım. İşte bu noktada ben gerçeği yakalayıp zamanı durdurmaya çalışıyorum. Sıkıntı anında, zor bir anda, olayın şiddetle cereyan ettiği noktada düğmeye basıyorum ve zaman duruyor. Görüntü kameraya kaydoluyor.

Böylece olaylar tüm dünyaya olanca gücüyle, rengiyle ve soğukluğuyla yorumsuz biçimde yansıyor. Bu nedenle fotoğraf benim için daha değerli… Tabi sıkıntıları kelimelerle ifade edebilmek için çalışan tüm yazar ve muhabirlere saygı duyduğumu da belirtmek isterim.


Genelde Filistin halkının belleğine yüklenmek istenen bir görev var. Unut ve bağışla: belleğin ödevi. Siz tam tersine unutmayı engelleyen bir iş yapıyorsunuz, kayıt altına alıyorsunuz. Hatırlamak ve unutmak arasında nerede duruyorsunuz?




Kişisel olarak ben böyle bir şeyi asla unutamam ve asla affedemem. Bir başkasından bunu nasıl isteyebilirim. Biz hak sahibiyiz; onlarca yıldır zulüm görüyoruz. Nasıl unutup göç eder ve affedebiliriz. Bu nasıl olur?! Görevimin unutmak ve affetmek olduğuna kim karar verdi?!

Bu bir zulümdür. Bizden unutmamızı ve bağışlamamızı istiyorlar. Ne kadar zaman geçerse geçsin, hak sahibine hakkı verilmeden unutma ve affetme asla olmayacak. Hak dediğimiz şey zaman aşımına uğramaz. Biz bu hakkımızı koruyabilmek için çok fazla bedel ödedik.


Yakın arkadaşınız Dr. Riad Z. Abdelkarim’in Aralık 2000’de Washington Report’ ta yayınladığı bir yazısı okudum, sizinle konuşmadan. Ondan öğrendiğim kadarıyla en az yirmi kez yaralandınız saldırıya uğradınız. Ölümden döndünüz. Bunlar sizin için caydırıcı olmadı mı? Ölümle kuşatılmış olmayı bu kadar yakın hissetmek nasıl bir duygu? Bununla nasıl baş ediyorsunuz, tabii Filistin halkı da?


Evet, şu ana kadar 26 kez saldırıya uğradım. Bir kez kurşunla yaralandım. Bir kez üstüme gaz sıktılar. Dayak yedim. Foto muhabiri olarak çalıştığım için 1993 yılından beri defalarca tutuklandım. Bunlar garip şeyler değil. Ben hergün öldürülen, vurulan ve tutuklanan halkımın direnişinin fotoğrafını çekiyorum. Onlardan daha değerli biri değilim. Ben de onlardan biriyim.

Sadece işim gerçeği belgelemek ve tüm dünyaya olan biteni aktarmak. İşte işin tehlikeli yönü de bu. Zira katil suçunun belgelenmesini istemiyor. Cezalandırılmak istemiyor. Dünyanın gözünde barış sözcüsü olarak kalmak istiyor. Ve fotoğraflar bu noktada devreye giriyor ve onu rezil ediyor.

Fotoğraf hafızaya kazınır ve unutulmaz. Bu nedenle katil işgalci benim gerçeği belgelememi engellemeye çalışıyor. Beni dövüyor; tutukluyor; gazeteci kimliğime el koyuyor. Suçunu belgelememi engellemek için elinden geleni yapıyor.



Şimdi Reuters, BBC, CBS gibi kuruluşlara çalışıyorsunuz. Bu kurumlar size nasıl bir destek veriyor? Filistin meselesine bakışları nasıl, yolladığınız fotoğraflar haber dilinde nasıl bir yere yerleştiriliyor? Çalışmalarınızı değerlendirme biçimlerinden hoşnut musunuz?



Basın kuruluşları ellerinden geldiği kadar kendi muhabirlerini işgalin ateşinden korumaya çalışıyor. Ama işgalciler yabancı, Arap ve Filistinli gazeteci ayrımı yapıyorlar. Birinciye saygı gösteriyorlar; ikincisine ise Arap ve Filistinli olduğu için suçlu gibi davranıyorlar.

Yabancı kurumların bunda olumsuz bir rolü yok. Bilakis ciddi biçimde çalışıyor ve muhabirlerini korumak için uğraşıyorlar. Şunu da belirteyim; özellikle de Filistinli foto-muhabirler yabancı kuruluşlara nispeten dünyanın en iyi fotoğrafçılarıdır. Bunun nedeni de onların cesaretleri, birikimleri ve uzun yıllar içinde kazandıkları engin tecrübeleridir.

Önemli ödüller aldığınızı biliyoruz. Biraz bunlardan sözedebilir misiniz?



En önemli ödül 2000 dünya televizyon görüntüsü yarışmasıydı. Şaron’u 28.09.2000 tarihinde Mescid-i Aksa’nın içinde çektiğim için ilk üçteydim. O dönem Reuters ajansı için çalışıyordum. Son tura kaldığım için Londra’da düzenlenen bir törende ödüllendirildim. Bir de en güzel “Filistin’de Öğretim Özgürlüğü” fotoğrafımla ödül aldım.



Bu fotoğrafları çocuklarınızın görmesini istemediniz yıllarca. Hatta sanırım ilk kez bu söyleşi sırasında bizimle birlikte şahit oldular resimlere. Bu resimler nasıl etkiliyor çocukları… saklamak hayatınızı kolaylaştırıyor mu?


Bilmiyorum ama çocuklarımın çektiğim fotoğrafları görmesini istemedim. Çünkü bu resimler oldukça acı dolu ve katlanması zor… Dünyayı benim gözlerimle değil kendi gözleriyle görmelerini isterim. Böylece geleceğe dair ümitleri kalabilir. Masumca çocukluklarını yaşarlar.

Ancak şu ana kadar kendi gözleriyle şehit ve yaralılar gördüler; çatışmalara tanık oldular. Okulda üstlerine gaz sıkıldı. Resimlerdeki insanlar gibi onlar da çok sıkıntı çektiler. Onlara çocukluklarını yaşayabilmeleri için fırsat tanımaya çalıştım. Ama işgalciler onların kendilerinden erkence nefret etmelerini ve işgali kapkara gerçekliği içerisinde görmelerini tercih ettiler.





Dünyanın her yerinde yaşayabilirsiniz iyi bir muhabir olarak. Sizi Kudüs’e bağlayan nedir? Çünkü başka ülkelerde yaşayan Filistinliler de var sonuçta.



Ben de, babam da dedem de tüm ailem, Kudüs kentinde doğdu. Burası bizim toprağımız. Burası Mübarek Filistin… Sıkıntı, ulaşım ve özgürlük sorununa rağmen alternatifi yok. Bizim için onur burada yaşamak… Burası bizim toprağımız, yuvamız, yurdumuz… Özetle neden bu.

Ayrıca işgalciler ailemin Kudüs’teki 120 bin metrekarelik dağlık arazisine 1948’de el koydu. Şu ana kadar topraklarımıza bir gün döneriz ümidiyle yaşıyoruz. Biz olmasak bile evlatlarımız yahut onların evlatları topraklarımıza dönebilirler. Bugün ben, babam ve kardeşlerim, hepimiz kentimiz Kudüs’te yaşıyoruz. Ama evimizde değil; kiralık evlerde… Çünkü işgalciler toprağımıza el koydu; bize bir şey kalmadı…


Siz bir sanatçısınız. Yaptığınız iş bizi çarpıtılmış gerçekliğin çıplak hakikatiyle buluşturmaya çalışmak. Filistin halkı sanata çok yatkın, duyarlı ve ince bir halk. Nedir burada sanatçıların durumu? Daha çok yurt dışında mı yaşamayı tercih ediyorlar?

Açıkçası kendimi bir sanatçı olarak değerlendirmiyorum. Çünkü sanat genellikle güvenli ve sakin ortamda yapılır. Vurulma, kurşunlanma ve tutuklamaların bu kadar yaygın olmadığı yerlerde. Ama burada durum çok farklı! Biz burada gerçeğin tanığıyız. Şahsen başka bir yerde yaşamayı da istemem.

Benim ve arkadaşlarımın başarısının nedeni toprağımızı ve halkımızı tanımamızdır. Meydan bizim meydanımız; bu nedenle tüm yeteneğimizi sergiliyoruz. Çünkü halkımızla birlikte topraklarımızda yaşıyoruz. Onları tanıyoruz; onlar da yıllardır bizi tanıyorlar. Bu yüzden işimizi kolaylaştırıyor ve bize yardım ediyorlar.


Peki, işinizi yaparken, iş bağlantılarınızı kurarken, kendinizi tanıtmada, ifade etmede bir takım engellerle karşılaşıyor musunuz? Çalışmalarınızı kolay ulaştırabiliyor musunuz gerekli yerlere?

İsrail hükümeti, çalışmamı engellemek ve Filistin kentlerinde dolaşabilmemin önüne geçebilmek için basın kartımı aldı. Gazeteci olsak da, dünyanın en büyük ajansları için çalışsak da Filistinli olduğumuz için askerler bize çok kötü davranıyorlar. Olay yerine ulaşmamızı genellikle engellemeye çalışıyorlar.


Peki, Filistin topraklarında özgürce seyahat edebiliyor musunuz? Yakınlarınızla görüşmede bir engel var mı? Sizin statünüz nedir?

Bugün Kudüs kentinde yaşıyorum. Kudüs işgal altığında olduğu ve işgalin başkenti olduğu için İsrail kimliği taşıyorum. İsrail kimliği taşıyanlar kolaylıkla Kudüs ve 1948’de işgal edilen kentler arasında gezebiliyor. 1967’de işgal edilen kentler içinse özel izin gerekiyor. Sorun ailemin çoğunun Batı Şeria bölgesinde yaşıyor olması… Bazen onları göremiyorum.

Özellikle de eşimin ailesini görmesi engelleniyor. Eşimin anne-babası Batı Şeria’daki Eryaha kentinde yaşıyor ve eşim onları ziyaret edemiyor. Özellikle de Ramazan ayında, Ramazan ve Kurban bayramlarında… Çünkü arada ırkçı duvar var. Kudüs’le Batı Şeria arasında engeller, kontrol noktaları ve tel örgüler var. Ve insanın adını bile anmak istemediği başka şeyler var.



Buradaki durumu uluslararası literatürde kullanılan terimler yeterince açıklıyor. İşgal edilmiş topraklar, yerleşimci Yahudiler, Filistinli mülteciler. Buna rağmen evlerinden çıkarılmış Filistinlilerden terörist olarak sözetmek yaygın bir şey. Buna ne dersiniz? Bu kelime ne söylüyor size?

Eğer hak, toprak, özgürlük, onur, tarih, eserler ve daha nice şeylerin sahibi olanlar teröristse bu bizim için sorun değil. Bu, bizim için terörist denmemesi karşılığında hakkımızı ve toprağımızı vermemizden iyidir. Dünya ne derse desin; önemli olan topraklarımıza dönebilmemiz; ismimiz ne olursa haklarımıza kavuşabilmemiz.

Bu tür isimlendirmeler imajımızı dünya çapında zedelemek için… Uygarlık, insanlık ve adaletten bahseden dünyaya bir sorum var. Eğer biz Filistinliler teröristsek topraklarımızı çalan, Filistinlileri öldüren, ırzımıza göz diken, ağaçlarımızı yakan İsrailliler için hangi sıfatı kullanacaklar?! Bunların halkımıza yapmadığı bir kötülük kalmadı ki...

(Sayı 2 / Kasım Aralık 2007)

Sunday, April 6, 2008

Sayı 2- Direniş Hareketleri (Kasım-Aralık 2007)

Sayı Editörü: Salim Çevik

Bu sayıda...


Gündem

Büyük Orta Doğu Projesi Rafa Mı Kalktı? - Mehmet Bekaroğlu

Irak'a Neden Girilmemeli? - Ahmet Faruk Ünsal

Avrasya'da Ölümcül Santranç: Türkiye "Yeni Dünya Savaşı"nın Merkezinde - İbrahim Karagül


Dosya: Direniş Hareketleri

Direniş Kültürü - Hasan Hanefi

Yeni Soğuk Savaş - Nuray Mert

Irak Direnişinin Doğuşu ve Kimliği - Muhammed El-Arabi

Lübnan'dan Alınacak Dersler:Ulusal Kurtuluş Hareketlerini Yeniden Düşünmek - Hamid Dabaşi

Filistin Kurtuluş Örgütü: Direnişin Boyutları - Kıvanç Özcan

Popüler Direnişten Zorlu İktidara: Hamas - Zeynep Başer

Apartheid ve Direniş: Hamas Örneği

Brezilya'da Topraksız Emekçiler Hareketi ve Günümüzde Köylü Radikalizmi - Reginaldo C. Morales ve Claudinei Coletti

Hindistan'da Kırk Yıllık Köylü Direnişi: Naxalcılar - Cem Somel


Söyleşi

Halid Zighari ile Söyleşi: Gerçeği Yakalayıp Zamanı Durdurmak - Yıldız Ramazanoğlu

Filistin Milletvekillerinin Üçte Biri Tutsak, Biliyor muydunuz? - Barkın Karslı


Kültür-Sanat

Adil İmam: Terörizm ve Kebap ya da Komedi ve Siyaset - Seven Ağır


Kitabiyat

Tanrının Kural Tanımaz Kulları- İhsan Ercan Sadi

Direniş Kültürü - Hasan Hanefi


Özet
Arap ülkelerinin yöneticileri ve halklarında tahakkümlere ve direnişe karşı bir kayıtsızlık söz konusudur. Bu kayıtsızlığın emperyalistlere ve Siyonistlere karşı bir yenilmişlik duygusundan Batılı güçlerle girilen çıkar ilişkilerine, bir zamanlar devrimle yönetime gelenlerin bile kendi iktidarlarını korumak için halkı bastırmasından siyasi muhayyilenin zayıflığına, neoliberal dönüşümlerin halkı depolitize etmesinden farklı grupların birbiriyle çatışmasına kadar pek çok sebebi vardır. Halbuki bu coğrafyanın kültürünü şekillendiren İslam ilk geldiği günlerde insanların hayatında hürriyet, eşitlik ve adalet bağlamında bir devrim yaratmıştır. Ancak önce Muaviye ve daha sonra Emevilerle birlikte yönetenlere itaatin aşılandığı ve muhalefetin kötülendiği bir din anlayışı yaygınlık kazanmıştır. Modern dönemdeki ulusal direniş hareketleri ise İslam’ın devrimci yorumuna geri dönmek için umut vermektedirler.

الملخص
إن حكام العرب وشعوبهم لديهم لا مبالاة تجاه التسلط والمقاومة، وهذه اللا مبالاة أسبابها كثيرة منها: الانهزام النفسي أمام الأمبرياليين والصهاينة، والمصالح المشتركة مع القوى الغربية، قمع الشعوب من قبل الحكام الذين يريدون الحفاظ على سلطاتهم ولو كانوا قد وصلوا إليها من خلال الثورة، ضعف الذاكرة، وإبعاد التحولات اللبرالية الجديدة الشعوب من السياسة، وصراع الجماعات المختلفة. وأما الإسلام الذي يشكل ثقافة هذه الجغرافيا، فقد حقق ثورة في حياة الناس في أيامه الأولى من حيث الحرية والعدل والمساواة. ولكن في عهد معاوية أولا وفي عهد الأمويين من بعده انتشر مفهوم ديني يحث على طاعة الحكام ويعيب المعارضة. وأما حركات المقاومة الوطنية في العهد الحديث، فإنها تعطي أملا للرجوع إلى مفهوم الإسلام الانقلابي


Abstract
The Resistance Culture

There is negligence toward occupation and resistance among the rulers and societies in Arab world. There are many reasons for this negligence ranging from a feeling of being defeated against the imperialists and Zionists to the self-interested relations with the Western powers; from the fact that even those who came to power by a revolution suppress the society in order to maintain their rule to the weakness of political imagination; from depoliticization of the society by neoliberal transformations to the conflicts between different groups. Yet, in the early stages of Islam, which embodies the culture of this region, it led a revolution in the people’s lives in terms of freedom, equality and justice. However, firstly with Muaviye and later with the Umayyads, an interpretation of religion in which obedience to the governors is implanted and the opposition is denigrated had become widespread. The national resistance movements in modern times are anyhow giving hope for a return to the revolutionary interpretation of Islam.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Yeni Soğuk Savaş - Nuray Mert


Özet

İngiltere’nin yeni başbakanı Gordon Brown’ın da ilan ettiği “yeni bir soğuk savaş” döneminin en önemli işaretlerinden birisi, medeniyetler çatışması tezi veya İslam dininin sorunlu olduğu şeklindeki doğrudan çatışmacı ve suçlayıcı tezlerin yavaş yavaş gözden düşmesi ve onların yerine, “iyi Müslüman’ı kötü Müslüman’dan ayıran”, ılımlı İslam’ı ön plana çıkaran tezlerin gündeme gelmesidir. Müslüman göçmenlerin, nedamet getirmiş eski radikal İslamcıların, Ortadoğu kökenli uzmanların ve bir takım teologların bu süreçte oynadıkları rol dikkate değerdir. Özellikle Ed Hüseyin, Ziyaüddin Serdar ve Ragah Omer gibi öne çıkan isimlerin son dönem yapıtları ve yazdıkları otobiyografiler bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bu kişiler, sorunu tarihsel bağlamına oturtup, ABD ve İngiltere gibi emperyalist ülkelerin dış politikalarıyla ilişkisini kurmak yerine Müslümanlara içkin bir sorun olarak kavranmasına, bu anlamda da yeni soğuk savaş stratejilerine katkı yapmaktadırlar.


الملخص
الحرب الباردة الجــــديدة
نورآى مـــرت
إنطلاقا من المحاضرة التى ألقاها رئيس الوزراء جوردون براون حول الاســلام توجه هذه المقالة الى بدأ عهد جديد من الحرب الباردة و من اولى المأشــرات هذا الحرب هو أطروحة مصــادمة الحضرات و اطروحات تتهم الدين الاســلامى على أنه دين مســبب للمشاكل. إلا أن هذه الاطروحات بدأت تتغير و تقدم اطروحة الاسلام المعتدل الذى يفرق الاسلام الطيب من الاسلام الشــرير. وهنا يجلب الانتباه الدور الذى يلعبه النادمون من الهاجرين الاصوليين من الشرق الاوســط الذين تخصصوا فى العلوم الدينية ك"عيد حسين’ضياْ الدين ســردار ’رجا عمر" من الاســماء الذين كان لهم الصدارة فى الاونة الاخيرة من خلال كتابة ســيرة حيلتهم’ و يمكننا تقييم هذا الدور فى هذا الاطــــار.هىؤلاء الاشخاص يضعون المشــكلة فى ىسياقها التاريخى’ و يعملون على فهم المشــكلة على أنها خاصة بالمســلمين بدلا من ربطها بالسياسات الخارجية للدول الامبريالية مثل الولايات المتحدة الامريكية و إنجلترة . وانطلاقا من هذا المفهوم فإن لهاؤلاء الاشخاص دور فى خطط الحرب الباردة الجديدة


Abstract
The New Cold War

England’s new Prime Minister Gordon Brown declared the “new cold war” period. The most important characteristics of this new period are favoring of the moderate Islam, and distinguishing between ‘the good Muslim’ and ‘the bad Muslim’ rather than such confrontational and accusatory theses as the “clash of civilization” which considers Islam as being inherently problematic. Muslim emigrants, remorseful radical Islamists, experts from Middle Eastern origin, and some theologists play a significant role in this discourse. Especially the late works and the autobiographies written by the significant figures as Ed Hussain, Ziauddin Serdar and Ragah Omaar should be considered within this perspective. Instead of evaluating the problem in its historical context, and associating it with the foreign policies of imperialist countries such as USA and England; these people have apprehended the problem as immanent to the Muslim world, and in this respect have contributed to the new cold war strategies.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Irak Direnişinin Doğuşu ve Kimliği - Muhammed El-Arabi


Özet
Irak Direnişi ile Irak içinde sivillere yönelik silahlı eylemler yapan grupları birbirinden ayırt etmek gerekmektedir. Irak Direnişi tüm gücünü ve enerjisini emperyalist işgal kuvvetleri ile mücadeleye adamış olan direniştir. Irak Direnişi içerisinde Arap mücahitlerden Cumhuriyet muhafızlarına, Sünnilerden Şiilere kadar farklı grup, etnisite ve yönelimleri barındırmaktadır. İşgalin hemen ertesi günü başlayan bu Direniş tarihteki en hızlı organize olan ve başarılı bir mukavemet sergileyen direnişlerden biridir. Direniş kıvılcımı Bağdat’tan tüm Irak şehirlerine hızla yayılmış ve halktan büyük destek görmüştür. Ancak birçoğu benzeri siyasi amaçlara ve programlara sahip Direniş grupları bir arada hareket edememek ve kendilerini duyuramamak gibi problemler yaşamaktadır. Irak Direnişi, Vietnam ve Cezayir’deki direniş hareketlerinde olduğu gibi uluslararası destekten de yoksundur.


الملخص
ميلاد المقاومة العراقية و هويةها
د. محمد العربى
لابد من التفرق بين المقاومة العراقية و بين الفئات التى تستهدف المدنيين بالهجمات المســلحة . تبذل المقاومة العراقية كل جهدها فى النضال ضد قوات الاحتلال الأمبريالية .و تحتضن كل الفات و التوجهات والاعراق المختلفة من المجاهدين العرب الى الحرس الجمهورى البعثى و من الســـنيين الى الشيعيين و يعتبر هذه المقاومة التى بدأت فى يوم التالى من الاحتلال من أســـرع التنظيمات و أكثرها نجاحا. بدأت شــرارة هذه المقاومة من بغداد و أتتشــرت بســرعة فائقة الى جميع المدن العراق. ولاقت تأييدا من الشـــعب العراقى. و بالرغم من تشابه الاهداف و البرامج الســـياسية فى فئات القاومة إلا أنها تواجه مشـــكلة عــدم التنسيق بينها و الدعاية و الاعلان عنها ’ كما أنها تفتقر الى الدعم الدولى كما حدثت للحركات المقاومة فى فيتنام و الجزائر


Abstract
The Birth of Iraqi Resistance and Its Identity

It is necessary to distinguish the Iraqi resistance from the armed groups attacking the civilians. The Iraqi resistance is the one which dedicates its all power and energy to the struggle with imperialist occupation forces. The Iraqi resistance is composed of different groups, ethnicities and orientations ranging from Arab jihadists to Republican Guards, from Sunnis to Shias. This resistance which took place right after the occupation is one of the most quickly organized and successful resistance movements in the history. The resistance has spread from Baghdat to all Iraqi cities and has received a great support from the Iraqi people. But the resistance groups which have similar political aims and programs are facing problems such as not being able to act together and not being able to promulgate themselves. In contrast to the resistance movements in Vietnam and Algeria, The Iraqi resistance also lacks international support.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Lübnan’dan alınacak dersler: Ulusal Kurtuluş Hareketlerini Yeniden Düşünmek - Hamid Dabaşi


Özet
2006 yazının ortalarında İsrail’in Lübnan’a vahşice saldırmasına kadar geçen bir buçuk senelik süre içerisinde Lübnan’da yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerin Lübnan’ın toplumsal, iktisadi ve siyasal yaşamına etkileri ancak Hizbullah fenomeninin doğru bir okuması ile anlaşılabilir. Hizbullah, ne Lübnan’a dışsal bir olgu, ne de çıkarları Lübnan halkıyla çatışan bir terörist örgütlenmedir. Tam tersine, Hizbullah’ı, Lübnan ulusal kurtuluş hareketinin tarihsel olarak reddedilmiş ve siyasi olarak bastırılmış madun unsurlarının siyasi bir tezahürü olarak anlamak gerekir. İsrail ve onun emperyalist patronu Amerika’nın bölgedeki tasarılarını bozmak için yapılması gereken tek şey, Mehdi Ordusu, Hamas ve Hizbullah gibi halktan gelen İslamcı hareketlerin her zaman ayrılmaz bir unsuru olduğu ancak hiç bir zaman tayin edici olmadığı çoğulcu bir sivil toplumun yanı sıra, kozmopolit bir siyasi kültür oluşturmak ve bunları desteklemektir.

الملخص
الدروس المستفادة من لبنان: التفكير في حركات التحرر الوطنية من جديد
حميد داباشي
إن 18 شهرا التي سبقت الحرب الوحشية الإسرائلية على لبنان شهدت (اغتيالات لشخصيات بارزة وعلى رأسها رئيس الوزراء الحريري، ودخزل حزب الله في الحكومة، وانسحاب سوريا من لبنان) وتأثير هذه الأحداث على المجتمع اللبناني اقتصاديا وسياسيا، والاحتلال الإسرائلي، والعلاقات بيت الأطماع الإمبريالية في منطقة الشرق الأوسط، كل ذلك لا يمكن فهمه إلا إذا فهمنا حزب الله فهما صحيحا. فحزب الله ليس ظاهرة خارجة أو غريبة عن لبنان، كما أنه ليس منظمة إرهابية تقاتل الشعب اللبناني. بل على العكس من ذلك تماما فحزب الله ظاهرة لحركة التحرير الوطنية التي تنساها كثير من الأوسان وأسدل على الستار سياسيا. فحزب الله شأنه شأن حركة حماس في فلسطين، وجيش المهدي في العراق تماما. فلتصدي لأطماع إسرائيل وحليفتها أمريكا زعيمة الإمبريالية في المنطقة، لابد من حزب الله في لبنان وحركة حماس في فلسطين، وجيش المهدي في لبنان. تلك الحركات الإسلامية النابعة من الشعب جزء لا يتجزأ من الشعب، لكنة لم يكن يوما صاحب المبادرة بسبب افتقاره لدعم المؤسسات المدينية



Abstract
Lessons from Lebanon: Rethinking national liberation movements
The developments that took place in the one and a half years preceding the brutal Israeli attack on Lebanon in the 2006 mid-summer and the social, political and economical impacts of these developments in Lebanon can only be ascertained via a thorough reading of the Hizbullah phenomenon. Hizbullah is neither a phenomenon external to Lebanon, nor a terrorist organization the interests of which are at odds with the Lebanese people. To the contrary, Hizbullah should be considered as a political manifestation of those historically denied and politically repressed subaltern components of the Lebanese national liberation movement. What is required in order to stand against the imperialist designs of Israel and its patron Unites States in the region is to generate and to sustain a pluralist civil society and a cosmopolitan political culture in which grassroots Islamist movements like Hamas and Hizbullah should always be integral but never be dominating.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Filistin Kurtuluş Örgütü: Direnişin Boyutları - Kıvanç Özcan


Özet
1964 yılındaki kuruluşundan itibaren FKÖ çok yönlü bir direniş stratejisi takip ederek hem Orta Doğuda bölgesel bir aktör oldu hem de Filistin halkının tek meşru temsilcisi olmayı başardı. Fakat bazı akademik çalışmalar FKÖ’nün mücadelesini ve işgale karşı direnişi kronolojik bir yöntemle sadece askeri bir mücadele olarak ele aldılar. Savaşların ve çatışmaların dönüm noktaları olarak esas alındığı böyle bir yaklaşım FKÖ’yü anlamakta yetersiz kalmaktadır. FKÖ’nün kuruluşundan itibaren karşılaştığı problemlerin üstesinden gelmek için geliştirdiği stratejiler ele alınarak direniş kavramının bir analizi yapılmalıdır. FKÖ’nün diğer bölgesel aktörlerle mücadelesi, bir Filistin kimliği oluşturma çabaları ve örgütsel birliği koruma söylemi direnişin temel yapı taşlarıdır. FKÖ’nün ve onun işgale karşı direnişinin “farklı” bir resmi ancak böyle çizilebilir.

الملخص
منظمة التحرير الفلسطينية: أبعاد المقاومة
قيوانش أوزجان
إن منظمة التحرير الفلسطينية قد اتخذت منذ تأسيسها عام 1964 استراتيجية للمقاومة، فكانت صاحبة المبادرة في منطقة الشرق الأوسط، كما كانت الممثل الشرعي الوحيد للشعب الفلسطيني. غير بعض الأعمال الأكاديمية اهتمت بالجانب العسكري للمقاومة وصورة منظمة التحرير على أنها مقاومة مسلحة وحسب. وهذه النظرة اعتمد بداية الحروب وانتهائها، وهي نظرة فاصرة لا تعطي صورة عن منظمة التحرير الفلسطينية. وسنحاول في هذا المقال تحليل مفهوم المقاومة منذ تأسيس المنظمة إلى يومنا هذا، وسنلقي الضوء على الاستراتيجة التي طورتها في التغلب على التحديات التي تعرضت لها وتغلبت عليها. وبعد تقديم نبذة تاريخية عن المنظمة، سنتناول صرعاتها مع صاحبي القرار في المنطقة، واهتمامها في إبراز الهوية الفلسطينية، وشعاراتها في توحيد الصف، ومن صم تقديم مفهوم جديد "لمقاومة" التي تخوضها منظمة التحرير الفسطينية


Abstract
The Palestine Liberation Organization: Dimensions of the Resistance

PLO, established in 1964, became a regional actor in the Middle East and the sole and legitimate representative of Palestinian people by using multi-dimensional resistance strategies. However, some academic studies tended to perceive PLO’s struggle and resistance against the occupation only as a military campaign. By following a chronological path in which wars and conflicts were considered as turning points, these studies are far enough to understand the PLO. To understand the resistance, one should analyze PLO’s strategies in coping with difficulties which the organization has faced since its establishment. The PLO’s competition with the regional powers, its efforts to form a Palestinian identity and its discourse to protect the unity of the organization should be analyzed as building blocks of the resistance. This is necessary to draw a “different” picture of the PLO and its resistance against the occupation.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Popüler Direnişten Zorlu İktidara: Hamas - Zeynep Başer


Özet
Filistin siyasetinin birbirine rakip örgütleri Hamas’la El-Fetih arasında 2006 seçimlerini takiben ortaya çıkan gerginlik, gitgide tırmanarak içinde bulunduğumuz yılın Haziran ayında Hamas’ın Gazze’yi bütünüyle ele geçirmesiyle son buldu. Bu durum Filistin meselesine yönelik dikkatlerin bir anda İsrail işgalinden ve işgalin yarattığı sorunlardan, Filistin siyasetinin iç dinamiklerine ve iki örgüt arası ilişkilere kaymasına yol açtı. Bu çalışma da Filistin’de son dönemde yaşanan, ve ülkeyi fiilen bir iç savaşın eşiğine getiren bu gelişmeleri Hamas’ı odağına oturtarak anlama ve anlamlandırma amacı taşıyor. Bu amaçla ilk bölümde Hamas’ın yapısı, ideolojisi ve örgütlenmesi incelenirken, takip eden bölümlerde örgütün, kuruluşundan günümüze, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), El-Fetih ve Filistin Yönetimi (FY) ile olan ilişkileri ve Filistin’de hızla değişen siyasi ve toplumsal koşullar karşısında geçirdiği belli başlı değişimler mercek altına yatırılıyor.


الملخص
حماس: من المقاومة الشـــبية الــــى الى ســـلطة صعبة
زينب باشــــار
بدأ التوتر فى ســاحة السياسية الفلسطينية مع النزاعات بين حركتى الحماس و الفتح المتنافستين على الحكم فى2006 ، و إنتهت هذه الخلافات بين هذين الالمنظمتين المتنازعتين مع تمكن حماس فى الســيطرة على السيطرة بأكملها فى حزيران 2007. لفت هذا التوتر السياسي الداخلي في قضية فلسطين الانظار من الاحتلال الاسرائلي ومشاكلها الي العناصر السياسية الداخلية الفلسطنية والعلاقات بين هذين المنظمتين . تهدف هذه الدراسة الي اعطاء المعني و فهم التطورات التي حدثت اخيرا في فلسطين والتي حملتها الي عتبات حرب اهلية باعتبار حماس محورا فيها . تتكون القسم الاول من الدراسة من التعرف علي حماس بنية و فكرا و منهجا و تنظيما علي قدر المستطاع. وتتكون الاقسام التالية من وضع حماس تحت المجهر منذ تاسيسها الي هذا اليوم و علاقاتها مع منظمة التحرير الفلسطيني و الفتح والسلطة الفلسطينية و التحولات المهمة السريعة في الاوضاع الاجتماعية و السياسية الطارئة في فلسطين

Abstract
From Popular Resistance to Daunting Government: Hamas

After 2006 elections, the escalating tension between Palestinian politics’ competing organizations Hamas and Fatah ended with the Hamas’s control over Gaza. As a result of this situation, attentions toward Palestinian issue shifted from the Israeli occupation and the problems aroused as a result of this occupation to internal dynamics of Palestinian politics and the relations between Hamas and Fatah. This study aims to understand and explain these current developments, which brought the country into the de-facto war, by taking Hamas into its focus. Thus, Hamas’s structure, ideology and organization are examined in the first part. In the following parts, its relations between PLO, Fatah, and Palestinian Authority from its establishment to today are focused. In addition, the alterations of which Hamas experienced as a result of rapidly changing nature of political and societal conditions of Palestine are analyzed.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Apartheid ve Direniş: Hamas Örneği - Ersin Doyran


Özet
Filistin Sorunun temelinde İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesi ve bu işgal dolayısıyla milyonlarca Filistinlinin yersiz yurtsuz edilmesi yatmaktadır. Ayrıca İsrail 1967 yılından beri sistematik bir biçimde Güney Afrika’daki ırk ayrımına dayanan Apartheid rejiminin temel araçlarını kullanmaktadır. 1987 yılında İsrail işgaline karşı başlayan I. İntifada (Direniş) ile birlikte önemli bir dönüşüm geçiren Filistin’deki Müslüman Kardeşler Hareketi’nin kolu, HAMAS adını alarak işgale karşı aktif ve silahlı direnişi benimsemiştir. HAMAS bir yandan İsrail işgaline karşı direniş yürütürken diğer yandan Filistin halkı için temel önemdeki bazı ihtiyaçları kurduğu sosyal hizmet ağları ile sağlayan bir harekettir. İslami bir dile sahip olan HAMAS hareketi, öte yandan belli bir toprak parçası üzerinde bağımsız bir Filistin ulus-devleti için İsrail işgaline karşı mücadele veren bir direniş hareketidir.


الملخص
التفرقة الانصرية و المقاومة: نموزج اتحماس
أرســـين ديران
تعتبرالقضية الفلسطنية أهم القضايا المســتمرة منذ 60 عاما فى المنطقة الشـرق الاوسط. تكمن أســاس هذه القضية فى إحتلال إســرائيل الاراضى الفلسطينية و تشريد الملاين من الفلسطينيين من أراضيهم. تطبيق إســرائيل منذ 1967 الأســاليب الانصورية (ابارثييد)المســتخدمة على غرار جنوب أفريقيا والتى بدورها أدت الى مقاومة هذه الاحتلال ’ و تعتبر حركة حماس أهم حركات المقاومة فى فلســــــطين. تأسست حركات إلإسلامية فى ثلاثينيات ب فلســطين على غرار الإخوان المســلمين إلا أنه فى عام 1987 و مع الانتفاضة الاولى حدثت التحولات فى مجرى الحركة حماس والتى تبنت المقاومة المسلحة والفعالة ضد الاحتلات. تعمل حركة حماس الى جانب المقاومة المسلحة على توفير الاحتياجات الاساسية لشــعب الفلســطينى بتأسيس الشبكات الخدمات الإجتماعية.الى جانب أنه حماس تتبنى المقولات الاســـلامية فيها تعمل على مقاومة إسرائيل المحتل وإقامة دولة وطنية فلسطينية تتكون من القدس الشـــرقية و قطاع غزة والضفة الغربية التى إحتلتها إســـرائيل فى عام 1967


Abstract
Apartheid and Resistance: The Case of HAMAS in Palestine

The invasion of the Palestinian territories by Israel and the dispossession of the millions of Palestinians because of this invasion lie at the core of Palestinian problem. Since 1967, Israel has systematically used the mechanisms of the Apartheid regime similar to South Africa. With the first Intifada (1987-1993) the Palestinian Muslim Brothers turned into HAMAS and changed its strategies by embracing active and armed struggle against the Israeli invasion. Besides resisting against the Israeli invasion of the Palestinian territories, this movement provides the main social services for the Palestinian people as well. HAMAS is a resistance movement that has an Islamic discourse, but struggles for an independent Palestinian nation-state in the certain territories.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Brezilya’da Topraksız Emekçiler Hareketi ve Günümüzde Köylü Radikalizmi - Reginaldo C. Moraes ve Claudinei Coletti


Özet
Brezilya tarım sektöründeki yapısal dönüşümler ortamında Topraksız Kırsal Emekçiler Hareketi MST’nin ortaya çıkışı analize değerdir. Brezilya’da köyde ve kentte toplumsal şartlar (köylülerin toprağını kaybederek yoksullaşması, kentlere göç ve kentlerde marjinalleşme) ve devletin uyguladığı politikalar (şirketlerin tarıma girmesini ve toprak spekülasyonunu desteklemesi, ve eksik kalan topraklandırma çabaları) MST’nin köyde ve kentte tabanını, ideolojisini ve mücadele taktiklerini belirlemiştir. İşçi Partisi iktidar döneminde MST hızını kaybetmiş olsa da gelecekte yeni bir toplumsal proje için ümit vaad etmektedir.


الملخص
حركة العمال الريفيةالذين لايملكون الاراضي الزراعية فى برازيل و الاصــولية القروية فى يومنا رجينالدو ج. موراياس – كلودنى كولتى . تتحدث هذه المقالة عن ظهور حركة العمال الريفيةالذين لايملكون الاراضي الزراعية (MST) في اثناء تحولات البنيوية في القطاع الزراعي في البرازيل . أدت الاوضاع الاجتماعية في المدن والقري الدولة القائمة في البرازيل ،وافتقار القرويين بفقدانهم لأراضيهم،والهجرة الي المدن وتهميشهم هناك ،وتشجيع الشركات في المجال الزراعي ،واحتكار الاراضي ،وعدم اكتمال مشروع توزيع الاراضي للقرويين ،كل ذلك أدي الي تحديد مؤدي الحركة في المدن والقري واساليب الكفاح ومنهج الحركة . بالرغم من فقدان تأثير(MST)في عهد حزب العمال الا أنه يعد بالأمل :مشروع إجتماعي في المستقبل.

Abstract
The Landless Laborers’ Movement in Brasil and agrarian radicalism today

The emergence of the Landless Rural Laborers’ Movement in the conditions of structural transformation of Brasilian agriculture needs an analysis. The social conditions in rural and urban areas (the disappropriation of and impoverishment of farmers, migration to cities, maginalization in the cities) and the state policies (promotion of corporations’ intrusion into agriculture and land speculation, and incomplete land reform attempts) have informed the rural and urban social basis, ideology and fighting tactics of the movement. Although the movement seems to have slowed down under the present Worker’s Party administration, it still presents a hope for a future project of society.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Hindistan’da kırk yıllık köylü direnişi: Naxalcılar - Cem Somel


Özet
Türkiye’de Hindistan köylü mücadeleleri takip edilmemektedir. Başlıca köylü hareketi Naxalbari hareketi olup 1967’de ağaların topraklarını zorla dağıtan bir hareket olarak başlayıp yakın yıllarda tarımsal arazilere ve ormanlara el koyan şirketlere karşı köylülerin önderliğini üstlenmiştir. Köylülerin toprak mücadelesi Hindistan’da küresel kapitalizme karşı mücadelenin ön cephesinde yer tutmaktadır. Naxalcılar topraklarına göz dikilen yoksul köylülerin ve kabilelerin yanısıra, ezilen Müslüman Hintlilerin ve kadınların davasına da sahip çıkmaktadır. Hindistan devletinin antidemokratikliği ve yolsuzluğu Naxalcıları güçlendirmektedir.


الملخص
الملخص الرابع\\ النخاليون: أربعون عاما من المقاومة فى الهند
جـــم صومــل
لا يعرف في تركيا كفاح القرويين في الهند ،بدأت حركة (نخال باري ) القروية في الهند 1967 باستيلاء الحركة علي اراضي الإقطاعين وتوزيعها علي الفقراء، وتبنت هذه الحركة في السنوات الأخيرة قيادة القرويين الذين يناضلون ضد الشركات التي أستولت علي الغابات والأراضي الزراعية ،وتقف في الصف الأول في الكفاح ضد الرأسمالية العالمية في الهند.ومع وقوف النخاليين بجانب القرويين والقبائل الفقيرة المعرضين لفقدان أراضيهم ،فإنها تساند المسلمين الهنود المضطهدين، وتساند ايضا قضايا المرأة المضطهدة . وقد أدت اساليب الدولة المعادية للديمقراطية وأعمالها الغير شرعية إلي تقوية هذه الحركة وتعزيزها.

Abstract
A peasant insurgence in India for forty years: the Naxalites

In Turkey Indian peasant struggles receive scant attention. The major peasant movement in India is the Naxalites who in 1967 began to forcibly distribute landlords’ lands, and eventually assumed the leadership of peasants’ struggles against the usurping of their land and forests by companies in recent years. Indian peasants’ fight to protect their land and forests is in the forefront of the Indian people’s struggle against global capitalism. The Naxalites defend the interests of Indian Muslims and oppressed women, as well as the poor peasants in the bottom caste and the tribal peoples whose land and forests are coveted by corporations. The sham democracy and corruption of the Indian state makes for strengthening the Naxalites.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2