Sunday, April 6, 2008

Apartheid ve Direniş: Hamas Örneği - Ersin Doyran


Özet
Filistin Sorunun temelinde İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesi ve bu işgal dolayısıyla milyonlarca Filistinlinin yersiz yurtsuz edilmesi yatmaktadır. Ayrıca İsrail 1967 yılından beri sistematik bir biçimde Güney Afrika’daki ırk ayrımına dayanan Apartheid rejiminin temel araçlarını kullanmaktadır. 1987 yılında İsrail işgaline karşı başlayan I. İntifada (Direniş) ile birlikte önemli bir dönüşüm geçiren Filistin’deki Müslüman Kardeşler Hareketi’nin kolu, HAMAS adını alarak işgale karşı aktif ve silahlı direnişi benimsemiştir. HAMAS bir yandan İsrail işgaline karşı direniş yürütürken diğer yandan Filistin halkı için temel önemdeki bazı ihtiyaçları kurduğu sosyal hizmet ağları ile sağlayan bir harekettir. İslami bir dile sahip olan HAMAS hareketi, öte yandan belli bir toprak parçası üzerinde bağımsız bir Filistin ulus-devleti için İsrail işgaline karşı mücadele veren bir direniş hareketidir.


الملخص
التفرقة الانصرية و المقاومة: نموزج اتحماس
أرســـين ديران
تعتبرالقضية الفلسطنية أهم القضايا المســتمرة منذ 60 عاما فى المنطقة الشـرق الاوسط. تكمن أســاس هذه القضية فى إحتلال إســرائيل الاراضى الفلسطينية و تشريد الملاين من الفلسطينيين من أراضيهم. تطبيق إســرائيل منذ 1967 الأســاليب الانصورية (ابارثييد)المســتخدمة على غرار جنوب أفريقيا والتى بدورها أدت الى مقاومة هذه الاحتلال ’ و تعتبر حركة حماس أهم حركات المقاومة فى فلســــــطين. تأسست حركات إلإسلامية فى ثلاثينيات ب فلســطين على غرار الإخوان المســلمين إلا أنه فى عام 1987 و مع الانتفاضة الاولى حدثت التحولات فى مجرى الحركة حماس والتى تبنت المقاومة المسلحة والفعالة ضد الاحتلات. تعمل حركة حماس الى جانب المقاومة المسلحة على توفير الاحتياجات الاساسية لشــعب الفلســطينى بتأسيس الشبكات الخدمات الإجتماعية.الى جانب أنه حماس تتبنى المقولات الاســـلامية فيها تعمل على مقاومة إسرائيل المحتل وإقامة دولة وطنية فلسطينية تتكون من القدس الشـــرقية و قطاع غزة والضفة الغربية التى إحتلتها إســـرائيل فى عام 1967


Abstract
Apartheid and Resistance: The Case of HAMAS in Palestine

The invasion of the Palestinian territories by Israel and the dispossession of the millions of Palestinians because of this invasion lie at the core of Palestinian problem. Since 1967, Israel has systematically used the mechanisms of the Apartheid regime similar to South Africa. With the first Intifada (1987-1993) the Palestinian Muslim Brothers turned into HAMAS and changed its strategies by embracing active and armed struggle against the Israeli invasion. Besides resisting against the Israeli invasion of the Palestinian territories, this movement provides the main social services for the Palestinian people as well. HAMAS is a resistance movement that has an Islamic discourse, but struggles for an independent Palestinian nation-state in the certain territories.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Brezilya’da Topraksız Emekçiler Hareketi ve Günümüzde Köylü Radikalizmi - Reginaldo C. Moraes ve Claudinei Coletti


Özet
Brezilya tarım sektöründeki yapısal dönüşümler ortamında Topraksız Kırsal Emekçiler Hareketi MST’nin ortaya çıkışı analize değerdir. Brezilya’da köyde ve kentte toplumsal şartlar (köylülerin toprağını kaybederek yoksullaşması, kentlere göç ve kentlerde marjinalleşme) ve devletin uyguladığı politikalar (şirketlerin tarıma girmesini ve toprak spekülasyonunu desteklemesi, ve eksik kalan topraklandırma çabaları) MST’nin köyde ve kentte tabanını, ideolojisini ve mücadele taktiklerini belirlemiştir. İşçi Partisi iktidar döneminde MST hızını kaybetmiş olsa da gelecekte yeni bir toplumsal proje için ümit vaad etmektedir.


الملخص
حركة العمال الريفيةالذين لايملكون الاراضي الزراعية فى برازيل و الاصــولية القروية فى يومنا رجينالدو ج. موراياس – كلودنى كولتى . تتحدث هذه المقالة عن ظهور حركة العمال الريفيةالذين لايملكون الاراضي الزراعية (MST) في اثناء تحولات البنيوية في القطاع الزراعي في البرازيل . أدت الاوضاع الاجتماعية في المدن والقري الدولة القائمة في البرازيل ،وافتقار القرويين بفقدانهم لأراضيهم،والهجرة الي المدن وتهميشهم هناك ،وتشجيع الشركات في المجال الزراعي ،واحتكار الاراضي ،وعدم اكتمال مشروع توزيع الاراضي للقرويين ،كل ذلك أدي الي تحديد مؤدي الحركة في المدن والقري واساليب الكفاح ومنهج الحركة . بالرغم من فقدان تأثير(MST)في عهد حزب العمال الا أنه يعد بالأمل :مشروع إجتماعي في المستقبل.

Abstract
The Landless Laborers’ Movement in Brasil and agrarian radicalism today

The emergence of the Landless Rural Laborers’ Movement in the conditions of structural transformation of Brasilian agriculture needs an analysis. The social conditions in rural and urban areas (the disappropriation of and impoverishment of farmers, migration to cities, maginalization in the cities) and the state policies (promotion of corporations’ intrusion into agriculture and land speculation, and incomplete land reform attempts) have informed the rural and urban social basis, ideology and fighting tactics of the movement. Although the movement seems to have slowed down under the present Worker’s Party administration, it still presents a hope for a future project of society.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Hindistan’da kırk yıllık köylü direnişi: Naxalcılar - Cem Somel


Özet
Türkiye’de Hindistan köylü mücadeleleri takip edilmemektedir. Başlıca köylü hareketi Naxalbari hareketi olup 1967’de ağaların topraklarını zorla dağıtan bir hareket olarak başlayıp yakın yıllarda tarımsal arazilere ve ormanlara el koyan şirketlere karşı köylülerin önderliğini üstlenmiştir. Köylülerin toprak mücadelesi Hindistan’da küresel kapitalizme karşı mücadelenin ön cephesinde yer tutmaktadır. Naxalcılar topraklarına göz dikilen yoksul köylülerin ve kabilelerin yanısıra, ezilen Müslüman Hintlilerin ve kadınların davasına da sahip çıkmaktadır. Hindistan devletinin antidemokratikliği ve yolsuzluğu Naxalcıları güçlendirmektedir.


الملخص
الملخص الرابع\\ النخاليون: أربعون عاما من المقاومة فى الهند
جـــم صومــل
لا يعرف في تركيا كفاح القرويين في الهند ،بدأت حركة (نخال باري ) القروية في الهند 1967 باستيلاء الحركة علي اراضي الإقطاعين وتوزيعها علي الفقراء، وتبنت هذه الحركة في السنوات الأخيرة قيادة القرويين الذين يناضلون ضد الشركات التي أستولت علي الغابات والأراضي الزراعية ،وتقف في الصف الأول في الكفاح ضد الرأسمالية العالمية في الهند.ومع وقوف النخاليين بجانب القرويين والقبائل الفقيرة المعرضين لفقدان أراضيهم ،فإنها تساند المسلمين الهنود المضطهدين، وتساند ايضا قضايا المرأة المضطهدة . وقد أدت اساليب الدولة المعادية للديمقراطية وأعمالها الغير شرعية إلي تقوية هذه الحركة وتعزيزها.

Abstract
A peasant insurgence in India for forty years: the Naxalites

In Turkey Indian peasant struggles receive scant attention. The major peasant movement in India is the Naxalites who in 1967 began to forcibly distribute landlords’ lands, and eventually assumed the leadership of peasants’ struggles against the usurping of their land and forests by companies in recent years. Indian peasants’ fight to protect their land and forests is in the forefront of the Indian people’s struggle against global capitalism. The Naxalites defend the interests of Indian Muslims and oppressed women, as well as the poor peasants in the bottom caste and the tribal peoples whose land and forests are coveted by corporations. The sham democracy and corruption of the Indian state makes for strengthening the Naxalites.


doğudan, Kasım-Aralık 2007, Yıl 1, Sayı 2

Saturday, April 5, 2008

Sayı 1- Türkiye'den Doğu'ya Bakışlar (Eylül-Ekim 2007)

Sayı Editörü: Cem Somel

Bu Sayıda...


Gündem
Türkiye'nin Seçimi- Mehmet Bekaroğlu
Filistin'de Son Durum- Ersin Doyran
Lübnan Dosyası- Nuray Mert


Dosya: Türkiye'den Doğu'ya Bakışlar
Türkiye Cumhuriyeti ve Orta Doğu- Haluk Gerger
Mani-i Terakki Meselesine Dair- Necmettin Doğan
Oryantalizm ve Bizim "Doğumuz"- Sabri Ateş
Türkiye'nin Sağı'nın Doğusu: Romantik Kurgusallıktan "Renksiz Kokusuz" Stratejizme- Yüksel Taşkın
Türkiye'nin Yeni Sağ Partisi AKP'nin Doğu'ya Bakışı- İhsan Rıza
Şarkiyatçılık, Marksizm ve Türkiye Solunda Doğucu Eğilimler- Cem Özatalay
Solun Tercih Yapma Sancısı Üzerine- Edip Asaf Bekaroğlu
Edebiyatımızda "Doğu İmgesi"ne Giriş: Doğu'nun Sularında Gümüşi Bir Parıltı- Leyla İpekçi

Araştırma-Yorum
Muhammed Mustafa ve Kur'an Yerine Mevlana ve Mesnevi: Egemenlerin Problemsiz (Light) İslam Projesi- İlhami Güler

Kültür-Sanat
Feyruz ve Bir Ülkenin Hayali- Seven Ağır

Portre
Mustafa Satı Bey'den Satı El-Husri'ye- Salim Çevik

Kitabiyat
Elhamdulillah Laikiz- Elif Uyar
Peçeyi Aralayan "Narin" Pençe- Okay Bensoy

Türkiye Cumhuriyeti ve Orta Doğu - Haluk Gerger


Özet
TC’nin Orta Doğu’ya siyasetini, modernleşmek için Batı dünyasının bir unsuru olma hedefi ile Kürt sorunu belirlemiştir. Bu siyasette, bir toplumsal unsur olarak Orta Doğu mevcut değildir. Türkiye, NATO’da üyeliğini, Orta Doğu’da Batı hizmetinde bir askerî rol benimseyerek gerçekleştirdi. Türkiye Boğazlar üzerinde kendi hükümranlık siyasetine rağmen, Mısır’ın Süveyş kanalını millîleştirmesine karşı çıktı. Türkiye 1950’lerde ABD ile İngiltere’nin Suriye’de Bağdat Paktına katılmayan rejimi askerî harekâtla değiştirmesi ve bu harekâta katılmak için uğraştı. Bu gayretin bir saiki, ödemeler dengesi sıkıntısı çekilirken ABD’den malî yardım alma isteği idi. Günümüzde Türkiye, bölgedeki direnişleri büyük ölçüde terör olarak kabul etmekte, ABD’nin bölgeye ilişkin stratejik hedeflerini paylaşmakta, ve İsrail ile ittifakını sürdürmektedir. Türkiye’nin Batı bağlantısının sonuçlarına toplumda, çok farklı nedenlerden kaynaklanan bir muhalefet vardır.



إن سياسة تركيا في الشرق الأوسط، وهدفها في أن تكون جزءا من العالم الغربي، قد رسم خطاه المسألة الكردية. والشرق الأوسط كعنصر جماعي ليس له مكان في هذه السياسة. وكون تركيا عضوا في حلف الناتو ما هو إلا دور عسكري في الشرق الأوسط اختارته تركيا في خدمة الغرب. فرغم سيطرة تركيا على المضيق البحرية، فإن عارضت تأميم مصر لقناة السويس. فقد حاولت تركيا الخمسينات من القرت الماضي لعب دور في التحركات العسكري بزعامة أمريكا وإنكلترا والتي أطاحت بالنظام السوري الذي لم يشترك في حلف بغداد. وكان الدافع إلى ذلك هو حصول تركيا -التي كانت تعاني أزمات مالية- على مساعدات مالية من الولايات المنتحدة الأمريكية. وتركيا اليوم تنظر بشكل عام إلى حركات المقاومة في المنطقة على أنها حركات إرهابية، وتشاكر أمريكا في استراتيجيتها في المنطقة إلى حد كبير، ومستمرة في التحالف مع إسرائيل. وفي المجتمع التركي معارضة لنتائج علاقتها مع الغرب وإن كانت أهداف هذه المعارضة مختلفة ومتباينة


Abstract
The Republic of Turkey and the Middle East

Turkey’s Middle East policy has been shaped by the aim of modernization through association with the Western powers and the Kurdish question. Middle Eastern societies have not figured in this policy. Turkey became a NATO member through its military role serving Western interests in the Middle East. Turkey opposed Egypt’s nationalisation of the Suez Canal despite its own sovereignty claims on its Straits. In the 1950s Turkey strove to get the US and the UK to topple by military intervention the Syrian government for refusing to join the Baghdad Pact, and to participate in the expedition. One motive of this endeavour was to obtain aid from the US during a foreign exchange constraint. Currently Turkey generally considers resistance movements in the region as terrorism, shares the strategic interests of the US in the region, and maintains its alliance with Israel. Many Turkish social groups oppose the policies resulting from the country’s alliance with the West, but for varying reasons.


doğudan, Eylül-Ekim 2007, Yıl 1, Sayı 1

Mani-i Terakki Meselesine Dair - Necmettin Doğan


Özet
İlerlemeye engel oluşturan unsurlar meselesi, özellikle Ernest Renan’ın bu konuda dile getirdiği iddiaların da etkisiyle 19. yüzyılın son çeyreğinde tüm İslâm coğrafyasında gündemi işgal etmişti. İlerleme ve İslâm arasında Oryantalist bir çerçevede kurulan ilişki, 20. yüzyılda sosyal bilimlerde de farklı teorik anlayışlar içerisinde kendisine yer buldu. İlerlemeye engel olan hususları bulmak sadece devleti kurtarmanın hal çarelerini aramış olan Osmanlı aydınına has eski bir mesele olmakla kalmamış, bir çok modern Türk entelektüel ve akademisyen de aynı konuda çeşitli mülahazalarda bulunmuştur. İlerleme ve gelişme meselesi hala tüketilmiş değildir ve bu konuda ortaya konacak özgün teorik yaklaşımlara olan ihtiyaç da devam etmektedir.


مسألة العوائق في طريق التقدم، وخاصة تأثيرات أدعاءات أرنست رنان، فقد شغلت الفعالم الإسلامي في الربع الأخير من القرن 19. فعلاقة التوازن العكسي بين التقدم والإسلام، قد شغلت علماء اجتماع في القرن 20، مما دفعهم إلى تقيدم نظريات مختلفة. فالمثقفون العثمانييون شغلهم تحرير الدولة من رواسب التي تمنع من التقدم، وقد تبنى هذه الفكرة كثير من المثقفين والعلماء الأتراك اليوم، ولم تنحسم مسألة التطور والتقدم، وبالتاي فإن أيجاد الحلول لذلك لازال ملحا

Abstract
On the question of ‘obstacles to progress’
The question of the impediments to development and progress occupied the intellectual agenda of Islamic world beginning in the last quarter of the 19th century, especially after the arguments of Ernest Renan. The relationship established in an orientalist manner between Islam and progress continued to influence different theoretical frameworks in social sciences. In other words, exploring the reasons that impede progress not only occupied the minds of Ottoman intellectuals but also those of modern Turkish intellectuals and scholars. The question of development and progress is a topic that has not been concluded yet and there is a need for creative theoretical approaches to discuss these topics.


doğudan, Eylül-Ekim 2007, Yıl 1, Sayı 1

Oryantalizm ve Bizim "Doğumuz" - Sabri Ateş


Özet
İlk olarak Edward Said’ce kavramsallaştırılan oryantalizm, bilgi ve bilgi üretimi arasında mevcut bulunan Faucault’cu egemenlik ilişkilerinin izini sürerek, Batı’nın Doğu’ya yönelik bakış açısını ve onunla olan güç ilişkilerini açıklamayı amaçlar. Ancak oryantalizmin ve oryantalist bakış açısının yalnızca Batılı devletlerle sınırlı kaldığını düşünmek yanlış olur. Bu yaklaşım pek çok Doğu ülkesince de, çoğu zaman araçsal nedenlerle, kendi doğularına ilişkin bilgi ve algıları şekillendirmek, ve bunları yeniden tanımlamak için kullanılmıştır. Türkiye’nin kendi doğusu ile doğusundaki halklara ve devletlere ait algı ve bilgilerinin şekillenme sürecini de bu çerçevede ele almak gerekir. Bu bağlamda, Türkiye kuruluş yıllarını takiben kendini Batı ve Batı medeniyeti ile özdeşleştirir ve varoluşunu bu eksende tanımlarken, aynı zamanda da bu Batılı varoluşunu pekiştirecek ‘öteki’sini, yani kendi Doğusunu yaratmış ve bu yeni Doğu’ya ait gerçeklikleri de “stratejik oryantalizm” de denebilecek bir ötekileştirmeye göre şekillendirmiştir. Buna göre, bu yazıda stratejik oryantalizmin Türkiye’nin Kürtlerle olan ilişkilerini ve onlara ilişkin algılarını nasıl şekillendirdiğinin incelenmesi amaçlanmaktadir.

الاستشراق وشرقنا

كلمة "استشراق" التي جعلها أدوار سعيد تعبيرا مستقلا لأول مرة، تعني: رصد العلاقة التحكمية بين المعلومة وإنتاج المعلومة، ومن ثَمَّ تحليل وجهة نظر الغرب إلى الشرق. ولكن الاعتقاد بأن الاستشراق والمستشرقون مقتصر على الدول الغربية اعتقاد خاطئ. وهذا التعبير استعملته كثير من الدول الشرقية -بسبب بعض الوسائل- على الدول الواقعة على شرقها. أما تركيا وشرقيتها والدول الواقعة على شرقها فالمعلومة وتلقيها فنبغي تحليله من وجه النظر هذه. وفي هذا الإطار فإن تركيا من إنشائها والأعوام التالية لتأسيسها اعتبرت نفسها جزاءا من الغرب وحضارة الغرب، واعتبرت وجودها مرتبط في هذا الاتجاه، وفي الوقت نفسه أوجدت الآخر أعني شرقيتها الخاصة بِها، حتى أنه يمكن القول أنها عن طريق هذا الآخر قد كونت "استراتيجية شرقية"، لهذا فأننا في هذا المقال سنتناول العلاقة بين تركيا والأكراد ضمن هذه الاستراتيجة الشرقية وكيفية تكون الرؤية عنهم ونحللها


Abstract
Orientalism and Our East
Orientalism as conceptualized by Edward Said aims to explain the West’s view of the East as well as the power relations inherent between the two, by following the relations of domination inherent between knowledge and knowledge production. It would be incorrect, however, to assume that the Orientalist view is only particular to Western states. On the contrary, numerous Eastern countries have also adopted the orientalist view –mostly for instrumentalist purposes– to mold knowledge and perceptions of their societies with regards to their own East. Turkey’s relations with its East –and the people and the states of its East– should also be considered within this framework. Accordingly, following the establishment of the republic, while Turkey has come to identify itself with the West and Western civilization, in order to reinforce its westernness it has simultanously recreated its East as its ultimate other in a manner of what might be called ‘strategic orientalism’. The aim of this essay is to examine how ‘strategic orientalism’ has shaped Turkey’s relations with and perceptions of Kurds.


doğudan, Eylül-Ekim 2007, Yıl 1, Sayı 1